
Astım Kolektifi
1. Astım Kolektifi'nin ortaya çıkış süreci nasıl başladı? Ortak kaygılarınızı nasıl keşfettiniz ve bu kaygılar sanatsal üretimlerinize nasıl yansıdı? Astım Kolektifi, Çanakkale’ye yerleşen Hakan Yılmaz, Süleyman Yılmaz, Kerem Meriç ve Volkan Babaotu’nun ortak çevresel ve toplumsal kaygılarından doğdu. Endüstriyel üretimin çevre üzerindeki etkilerini ele almak, dijital medya ve ileri dönüşüm teknolojilerini sanatsal bir pratikle birleştirmek temel amaçlarımızdan biriydi. Ortak kaygılarımızı keşfetmek, bireysel deneyimlerimiz ve çevresel etkilerin yerel düzeyde nasıl hissedildiği üzerine yaptığımız tartışmalarla gerçekleşti. Bu kaygılar, işlerimizde somut bir dönüşüm yaratma ve çevreye dair bilinç oluşturma misyonuna dönüştü. 2. Organize sanayi bölgesindeki atölyelerinizi birer sergi alanına dönüştürmek fikri nasıl gelişti? Bu sürecin sizin için anlamı nedir? Organize sanayi bölgesi, çevresel etkilerin ve sanayi ile sanat arasındaki gerilimin en somut hissedildiği bir yer. Bu mekânları birer sergi alanına dönüştürmek, tam da üretim ve tüketimin kesiştiği bu alanda sanat yoluyla bir farkındalık yaratma isteğimizden doğdu. Atölyelerimizi sergi alanlarına dönüştürmek, izleyiciyi sanatın kaynağı olan mekânın içinde bir deneyime davet etmek anlamına geliyor. Bu, sanat ve üretim süreçlerini daha doğrudan bir şekilde sorgulamamızı sağladı. 3. Çanakkale Bienali'nde yer almak, özellikle Astım mekanını bir sergi alanına dönüştürmek, sizin ve izleyiciler için nasıl bir deneyim sundu? Astım mekânını bir sergi alanına dönüştürmek, izleyicilerle daha samimi ve organik bir bağ kurmamızı sağladı. Bienal kapsamında yer almak, işlerin çevresel ve toplumsal bağlamını daha geniş bir izleyici kitlesine sunma fırsatı verdi. İzleyiciler, serginin düzenlendiği mekânın üretimle olan bağını doğrudan deneyimlediği için sanatın endüstriyel bağlamını daha iyi anlayabildi. 4. İklim krizi gibi evrensel bir meseleyi ele alırken sanatsal pratiğinizi nasıl şekillendirdiniz? Bu sürecin sizi en çok zorlayan veya geliştiren yanı neydi? Sanatsal pratiğimizi, çevresel kaygıları görselleştirmek için ileri dönüşüm, dijital medya ve interaktif teknolojilerle zenginleştirdik. Zorlayıcı olan, bu kadar soyut ve evrensel bir konuyu, bireylerin gündelik yaşamlarına dokunan işler haline getirmekti. Ancak bu zorluk, kolektif olarak yeni teknikler geliştirmemizi ve izleyiciyi içine çeken çok katmanlı işler üretmemizi sağladı. 5. CerModern'deki sergide, mekanın genişliği ve izleyici kitlesine hitap edebilmek için yaptığınız yeni eklemelerden bahseder misiniz? Bu yeni işler kolektifin mesajını nasıl güçlendirdi? CerModern'deki sergi için daha geniş bir izleyici kitlesine hitap eden ve mekânın büyük ölçeğini dolduran işler ekledik. Örneğin, daha büyük boyutlu dijital yerleştirmeler ve interaktif unsurlar geliştirdik. Bu yeni işler, kolektifin mesajını daha güçlü ve kapsayıcı bir şekilde ifade etti; izleyiciyi sanatın içine dahil ederek çevresel kaygılarımızı birebir deneyimlemelerine olanak tanıdı. 6. Gelecek kaygısını ve iklim krizini işlerken bireysel bakış açılarınızla kolektif bir anlatım yaratmayı nasıl başardınız? Bu süreçte ortak bir dil bulmak zor oldu mu? Her birimizin bireysel perspektifleri farklı olsa da ortak bir çevre kaygısı etrafında birleşmek, bu sürecin temel taşıydı. Ortak bir dil bulmak için sürekli diyalog halinde kalarak işlerimizi birbirine entegre ettik. Bu süreçte farklı teknik ve tematik yaklaşımları birleştirerek, bireysel ifadeleri ortak bir kolektif anlatımda harmanladık. 7. Astım Kolektifi'nin uzun vadeli hedefleri neler? Gelecekte kolektifi ve işlerinizi nerelerde görmeyi umuyorsunuz? Astım Kolektifi olarak uzun vadeli hedefimiz, daha geniş bir kitleye ulaşmak ve çevresel farkındalık yaratma misyonumuzu uluslararası bir boyuta taşımak. Gelecekte, dijital sanat ve ileri dönüşüm alanında öncü bir platform olmayı; sürdürülebilir sanat üretimini teşvik eden daha fazla proje geliştirmeyi hedefliyoruz. 8. Sergilerinizde izleyicilerden aldığınız geri dönüşler sizi nasıl etkiledi? Bu geri dönüşler yeni işler üretme sürecinizi nasıl yönlendirdi? İzleyicilerden aldığımız geri dönüşler, işlerin ne kadar etkili olduğunu ve hangi yönlerde daha fazla geliştirme yapılması gerektiğini anlamamıza yardımcı oldu. Özellikle genç izleyicilerden gelen çevresel bilinçle ilgili yorumlar, yeni işlerimizde interaktif ve eğitimsel unsurları daha çok kullanmamız gerektiğini gösterdi. 9. Sanatın, toplumda çevresel ve sosyal sorunlar hakkında farkındalık yaratmadaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendi işlerinizde bu rolü nasıl üstleniyorsunuz? Sanat, duygusal ve entelektüel bir bağ kurarak toplumsal sorunlara dikkat çekmek için güçlü bir araç. Kendi işlerimizde bu rolü, izleyiciyi doğrudan çevresel sorunlarla yüzleştiren ve onları düşünmeye sevk eden işler üreterek üstleniyoruz. Görsel ve dijital unsurlarla izleyicinin farkındalığını artırmayı amaçlıyoruz. 10. Astım Kolektifi olarak diğer sanatçılara ve kolektif oluşumlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Bu tür bir birlikteliğin sanatsal üretime katkısı nedir? Birlikte çalışmak, hem fikir alışverişini hem de teknik olanakların paylaşımını mümkün kılıyor. Diğer sanatçılara ve kolektiflere mesajımız, iş birliğinin yaratıcılığı artırdığı ve daha güçlü bir etki yaratma şansı sunduğudur. Birlikte üretmek, bireysel sınırlamaların ötesine geçerek daha büyük bir vizyonun parçası olmayı sağlar.